Ethereum’un açık pozisyonları rekor seviyeye ulaştı, ancak makroekonomik endişeler ve Ethereum ağ ücretlerindeki düşüş, yatırımcıları ETH satın almaktan geri tutuyor.
Ether (ETH) fiyatı, 2.050 dolar direnç seviyesini kıramamasının ardından 19-21 Mart tarihleri arasında %6 düştü. Daha dikkat çekici olan ise, ETH’nin 21 Şubat’tan bu yana %28 değer kaybetmesi ve aynı dönemde %14 düşen daha geniş kripto piyasasından daha kötü performans göstermesi.
ETH fiyatındaki zorluklara rağmen, 21 Mart’ta Ether vadeli işlemlerinin açık pozisyonları rekor seviyeye ulaştı. Bu durum, büyük yatırımcıların 2.400 dolara doğru potansiyel bir ralli için pozisyon alıp almadıkları konusunda soru işaretleri yaratırken, aynı zamanda yüksek kaldıraç nedeniyle olası tasfiye dalgalarına dair endişeleri artırıyor.

Ether vadeli işlemlerinin toplam açık pozisyonu iki hafta içinde %15 artarak 21 Mart’ta 10,23 milyon ETH ile rekor seviyeye ulaştı. Binance, Gate.io ve Bitget birlikte pazarın %51’ini domine ederken, Chicago Ticaret Borsası (CME) ETH açık pozisyonlarının %9’unu elinde tutuyor. Bu durum, Bitcoin vadeli işlemlerinde CME’nin %24 pazar payına sahip olduğu tabloyla tezat oluşturuyor.
Kaldıraçlı ETH long pozisyonlarına olan talep azaldı
ETH vadeli işlemlerindeki artan aktivite, açık pozisyonların kaldıraç talebini ölçmesi nedeniyle genellikle kurumsal yatırımcıların ilgisini gösterir. Ancak, alıcılar (long) ve satıcılar (short) her zaman eşleştiğinden, açık pozisyonlardaki artış doğrudan olumlu bir piyasa beklentisi anlamına gelmez.
Yatırımcıların daha fazla kaldıraç kullanmak isteyip istemediğini anlamak için ETH vadeli işlem sözleşmelerinin fiyatları ile spot piyasa fiyatlarını karşılaştırmak gerekir. Nötr piyasalarda, bu tür türev ürünler genellikle yıllık bazda %5 ila %10 daha yüksek işlem görür, çünkü vade süresi uzundur. Eğer yatırımcılar düşüş beklentisine girerse, bu primin bu aralığın altına gerilemesi beklenir.

ETH vadeli işlemlerinin yıllıklandırılmış primi, 21 Mart’ta %4’ün altına gerileyerek iki hafta önceki %5 seviyesinden düştü. Vadeli işlem primindeki bu azalma, yatırımcıların “cash and carry” stratejisini kullanma teşviklerinin azaldığını gösteriyor. Bu strateji, vadeli işlem sözleşmelerinin satılması ve aynı anda spot ETH alımı yapılarak primin sabit getirili bir işlem olarak değerlendirilmesini içerir.
Spot ETF çıkışları ve düşen ağ ücretleri ETH fiyatını baskılıyor
Ethereum’un değer kaybetmesinin bir nedeni de, ABD merkezli Ether borsa yatırım fonlarına (ETF) yönelik zayıf talep oldu. 20 Mart itibarıyla iki hafta içinde bu ETF’lerden toplam 307 milyon dolarlık net çıkış yaşandı.
Makroekonomik ortam da yatırımcı güvenini zayıflatıyor. Boston Globe’a göre, ekonomistler küresel gümrük tarifeleri savaşları, enflasyonist baskılar ve ABD hükümet harcamalarındaki kesintiler nedeniyle artan resesyon risklerine dikkat çekiyor.
Ancak bazı analistler, Ethereum’un son dönemdeki fiyat zayıflığının, ağ ücretleri ile merkeziyetsiz uygulamalar (DApp’ler) ve layer-2 ölçeklendirme çözümleri arasındaki dengesizlikten kaynaklandığını öne sürüyor. Bu eleştiriyi en iyi özetleyen isimlerden biri, Gnosis’in kurucu ortağı Martin Köppelmann oldu.

Ethereum’un başarılı bir şekilde proof-of-stake sistemine geçişi ve rolluplar aracılığıyla ölçeklenebilirliği artırmak için blob space’in tanıtılması—ağı önemli ölçüde geliştirse de—Ether’in fiyat büyümesini sınırlayan faktörler olarak görülüyor. Layer-2 çözümlerinin düşük işlem ücretlerine rağmen, bazı ETH yatırımcıları, bu gelişmelerin yeterince ödüllendirilmediğini düşünüyor.
Ether’in fiyatı, artan makroekonomik risklerden baskı görürken, DApp’lere olan talep de düşüş gösteriyor bu durum, artan rekabet veya azalan yatırımcı ilgisi nedeniyle olabilir. Ethereum’un 17 Mart’taki 7 günlük temel katman geliri, sadece iki hafta önce 2.5 milyon dolar iken 605 bin dolara düştü.
ETH vadeli işlem açık pozisyonlarındaki artışın boğa pozisyonlarından kaynaklandığına dair bir gösterge yok. Aksine, kaldıraçlı uzun pozisyonlara olan talep belirgin şekilde zayıf kalıyor, bu da temkinli bir piyasa havasına işaret ediyor.
Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Burada ifade edilen görüşler, düşünceler ve fikirler yalnızca yazara aittir ve Hisseanalizi.com’un görüş ve fikirlerini yansıtmak veya temsil etmek zorunda değildir.



